eAnlat nasıl bir yer? Amacı ne?
Selim seslenmış | | 26 April, Saturday , 2008
A.Y Borke‘nin “Gözleri hep mülteci” başlıklı yazısına gelen yorumlardan sonra bir şeyler karalama ihtiyacı duydum. Fazlaca kişisel olacak uyarayım. Aslında böyle olması belki de iyi olacak. eAnlat’ın kurumsal ve “doğru”sal bir yer olmadığını da kendi içinde tanımlıyor olacak bu kişisellik.
Yorumlardaki tablo gerçekten çok etkileyici. Duygusallaşmamak elde değil. Teşekkür ediyorum hepinizin güzel dileklerine.
Hepimiz eAnlat için güzeli istiyoruz. Ama maalesef başından, kökünden bir eksiği var eAnlat’ın; Ben.
Evet, gayet güzel duygularla kurdum, kurguladım, kokladım, sevdim ve hatta seviştim onunla. Herkesin önüne sundum eAnlat’ı heyecanla. Ama şimdi?
Şimdi ben yokum. Yokum diyorum çünkü eAnlat’a hakettiği kadar ilgi gösteremiyorum ve sanırım bu böyle de devam etmek zorunda kalacak.
Bir hobi, bir uğraş, bir tutku buradaki her şey benim için. Doğası gereği, hayatımda şekillenen daha önemli durumlar ve ilgi alanlarım gereği dönem dönem daha az ilgileneceğim burasıyla. Bu bir seçim ve tamamen kişisel.
Aslında bu bir maymun iştahlılık. Her yöne yönelmek istemekten, her yönde güzel işler, güzel fikirler, güzel insanlar yakalama hissinden kaynaklanıyor. Böyle bir arsızlık ve bölünmüşlük sonucu hiçbir zaman tam anlamıyla bu ilgilerimin, sevgilerimin, aşklarımın hakkını veremeyeceğim. B durumun gayet bilincindeyim ve bu eksiltili hali bilinçli bir şekilde yaşıyorum.
Daha doğrusu ben hiçbir şeyin tam hakkını vermemeyi tercih ediyorum diyelim. Hayat ilahi midir yoksa rastlantılar evreni midir bilmiyorum ama maalesef çok acı cevaplarla geliyor karşınıza. En çok üzerine eğildiğinizin karşılığında beklediklerinizi alamıyorsunuz. Bunu bu durumu yaşayanlar çok iyi anlayacaktır.
O yüzden benim yürüyüşüm hep böyle olsun istiyorum. Her yöne, her yönden birazcık ama hiçbir zaman bir yöne ve hakkıyla değil.
Sonuç olarak, hiçbir zaman bir yöne gidenin önünün hayat tarafından kesilip de yolundan zorla çevrilmesi, hayatın onu yüzüstü bırakması gibi duygusal çöküntüler yaşamamak niyetim.
Bilmiyorum, doğru ya da yanlış ama bana sorarsanız kendi doğrum bu.
Sizler, hepiniz, iyi niyetinizle eAnlat’ın daha güzel bir yer olmasını istiyorsunuz. Ama bu demokrasinin mükemmel işlemesini beklemek ya da dünyanın savaşsız bir yer olmasını beklemek kadar ütopik geliyor bana.
Ben eAnlat’ı kurgularken ne demokrasiden yola çıktım, ne de elitist, “hep iyilerin olduğu bir mekan”dan.
Çıkış amacım Türkiye’yi görmekti. Hiçbir zaman amacım “Her şeyin en iyisini burada sergileyeceğim ve vereceğim” olmadı, olmayacak da. Her şeyin en iyisini, doğrusunu vermeyi amaçlayan birçok site var ama ben eAnlat’ta onu görmek istemiyorum.
Daha önceleri de söylemişliğim vardır. Herkesin yaşadığı ve paylaştığı bir yer olmasını istiyorum buranın. “Çobanla benim oyum bir mi olacak” gibi bir elitistliği istemiyorum.
İster istemez zaten insan kendi yaşam tarzı ve görüşleriyle etrafında elitist bir çevre kuruyor. Arkadaş dediklerimiz hep “bizden” insanlar. Bu nedenledir benim eAnlat’ı oluşturuşum.
Hiçbir zaman Türkiye’deki herkesle iletişim kuramayacaktım eAnlat olmasaydı. “Hadi canım böyle de düşünen insanlar olamaz” diyemeyecektim çünkü sadece etrafımdakileri görüyor olacaktım.
Asıl niyetim bu eAnlat için. eAnlat bu niyete uygun ilerlerken içindekilere zarar veriyor olabilir, maalesef ki. Ama zaten Türkiye de böyle bir yer değil mi? Zarar görmüyor musunuz istemediğiniz şekillerde, istemediğiniz insanlarla bir arada olmaktan dolayı.
Ben buranın hayatın, gerçeklerin kendisine benzesin istiyorum ve ne ironiktir ki başından bu yana sanki uyguarlığın gelişimini çizdi eAnlat ve bunu gayet ilgiyle izliyorum ben.
Başta mükemmele yakın derecede barışcıl, iyi niyetli, sevimli, mutlu bir yerdi burası. Üye sayısı ve farklı kişiliklerdeki, farklı doğalardan, farklı yaşanmışlıklardan gelmiş insanlar arttıkça çalışmalar, çelişmeler doğdu.
Kavgalar, atışmalar, tartışmalar… Bunları savaşlara benzetebilirsiniz. Yani şimdi dünyanın kendisi gibi hastalıklı bir hal aldı artık. Ama hastalığın arasından güzellikler de fışkırıyor bazen, aynen hayatın kendisi gibi.
Hiçbir zaman eAnlat’ın demokratik bir yer olacağını söylemedim bu nedenle “Neden ayrımcılık var, neden doğru olan yapılmıyor, neden” pek güçlü argümanlar olarak yer etmiyor beynimde. Temelde böyle bir amacı yokken neden öyle olmak zorunda olsun ki…
Düşüncelerim, niyetlerim, görüşlerim bunlardır efendim bu görüş ve düşüncelerim dolayısıyla rahatsızlık verdiklerimden özür diliyorum ama maalesef burası hep böyle olmaya devam edecek. Belki de daha kötüsü. Hayat, dünya nereye gidiyorsa aynı yere gidiyor eAnlat da. Çünkü içinde aynı insalar yaşıyor. Dünyada, Türkiye’de yaşayan insanlar hepsi… Farklı bir şey beklemek manasız olur, Polyannacılık olur kanaatindeyim.


on Sunday, April 27th, 2008:
Evlat zaman her şeyin ilacı kimini olgunlaştırırken kimini büyütüp duygusallaştırıyor hayatta böyle bişey. Yazında duygusal bir selim buldum sende yarattığın dostlukların ne büyük olduğuna şahit oldun.Bunun için sana teşekkürü bir borç biliyorum. Sen hayatıma yön veren değer verdiğim asla unutamıyacağım arkadaşlıklara dostluklara yeleken açan bu siteyi kurmasaydın. Varlığından asla haberim olmayacak insanları bulma şansım varmıydı. olamazdıda bütün bunları sana ve o hobi dediğin sitene borçluyum.
İYİKİ VARSINIZ
on Sunday, April 27th, 2008:
Sevgili Baybora’yı ve bu güzel yazı ile yorumu burada görmek ne güzel!Umarım o herkesin özlediği liste başı olan yazılarınıza da başlamışsınızdır.Söylediklerinizin hepsine harfiyen katılıyorum Baybora Bey.İnsanlar hiç görmeden ne kadar çok sevilebilir,sayılabilirmiş ben de bu şekilde öğrendim şaşırarak.
Eanlat’ta hayatın iyi-kötü her yönüyle kendisini var ve gerçek hayatla hiçbir farkı yok neredeyse.Hatta öğretmenliğimi bile birebir yaşattı diyebilirim.
Ben de Selim’e buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.Zaten BLOG’da var.Sen baştan bilmiştin:)
”Nostaljik’in Eanlat’a olan aşkı hiç bitmeyecek”